|
Tüm
makineler sabit bir eksen etrafında, sabit bir dönme hızında hareket eden
şaft denen parçalar aracılığı ile güç üretirler. Ancak bu kural hayvanlar
için geçerli değildir. Çünkü hayvanların bütün vücutları kan damarları
ve sinirlerle sarılmıştır. Bu nedenle sabit bir eksen etrafında hareket
edecek bir parçayı kullanarak güç üretmeleri imkansızdır. Peki öyleyse
canlıların hareketine imkan veren sistem nasıl çalışır? Hayvanlar, ileri
geri hareket eden ve manivelaya benzeyen, mükemmel tasarlanmış yapılar
sayesinde hareket ederler. Hayvanların güç üreten motorları büzülüp esneme
özelliğine sahip olan kaslarıdır.Bu motorların bir örneğine su canlılarında
rastlayabilirsiniz. Bu canlılardaki her bir manivela birbirine öyle bir
biçimde bağlanmıştır ki, hareket tek bir düzlemde gerçekleşir. Bu hareketi
balıkların sudaki yüzüşünü düşünerek gözünüzde canlandırabilirsiniz.
Balığın
omurgası, yerde kıvrılıp giden bir yılan gibi devamlı olarak sağa sola kıvrılır.
Bir balığın yüzebilmesi için kuyruğunu sağa sola sallaması yeterlidir. Normal
şartlar altında kuyruk bir yöne büküldüğünde, balığın ön tarafının arka
tarafın tersi yönde aynı şiddette savrulması gereklidir. Ancak böyle olmaz.
Çünkü balıkların ön tarafı bu etkiyi ortadan kaldıracak biçimde yaratılmıştır.
Aynı zamanda su, hareket esnasında baş tarafa dikey bir kuvvetle etki eder.
Tüm bunlar baş kısmındaki su içindeki salınımın kuyruk kısmındakinden daha
küçük olmasına neden olur. İki tarafın arasındaki bu fark balığın su içindeki
hareketine neden olur. Balığın ileri doğru hareket hızı, yüzgecin balığın
omurgasından geçen eksenin sağı ve soluna gidiş geliş hızı ile doğrudan
bağlantılıdır. Yüzgeç eksene yaklaştığında hız artar, uzaklaştığında da
azalır.Acaba bu sistem ne kadar verimlidir? Dalgalanan bir kuyruk bir denizaltının
motorları ile kıyaslanırsa nasıl bir sonuç alınırdı?Cambridge Üniversitesinden
Prof. Richard Bainbridge ve arkadaşları bir su altı kamerasıyla yaptıkları
gözlemlerle bu sorulara yanıt aramışlardır.Gözlemler, sualtında sakin duran
balıkların korkutulduklarında inanılmaz bir hızla harekete geçebildiklerini
ortaya koymuştur:Küçük bir tatlı su balığı, bir saniyede durgun halden 10
vücut boyu kadar ileri fırlayabilir. 20 cm boyundaki bir balığın ulaşabildiği
hız ise saatte 8 km. kadardır. Balık büyüdükçe hızı da artar. Prof. Bainbridge,
32 cm boyundaki bir balığın uzunca bir süre 13 km/saat hızla hareket ettiğini
görmüştür. Bu hız balığın kuyruk sallama sıklığı ile doğrudan orantılıdır.
Bir balık kısa sürede ne kadar çok kuyruk sallarsa hızı da o kadar artar.
Balıklar, yüzerken büyük miktarlarda güç harcarlar. Ancak ani hızlanmanın
balıklar için hayati bir anlamı vardır; çünkü ya avlanmak ya da avcılardan
kaçabilmek için buna ihtiyaçları vardır.
Bazı
küçük balıklar, durma noktasından maksimum hızlarına saniyenin 20’de biri
kadar kısa bir anda çıkabilirler. Bu sırada ürettikleri itme kuvveti kendi
ağırlıklarının 4 katı kadar olmaktadır. Bu verilerin ne anlam ifade ettiğini
tam olarak anlamak için şöyle bir karşılaştırma yapalım: Spor arabalar
sıfırdan 100 km hıza 4-6 saniyede çıkarlar. Üstelik bu arabaların maksimum
hızlarına ulaşabilmeleri için daha da fazla zamana ihtiyaçları vardır.
Bütün bunların yanısıra balıklar bu üstün performanslarını suyun içinde
hem de akıntıya karşı ortaya koymaktadırlar. Suyun direncinin havadan
daha fazla olduğunu düşünüldüğünde, balığın küçümsenmeyecek bir performansa
sahip olduğu hemen anlaşılacaktır. Buraya kadar verilen örneklerde açıkça
görülen bir gerçek vardır.
Balıklardaki
sistemler özel olarak tasarlanmıştır. Bu durumda “tesadüf” olasılığını
düşünmek son derece akıl ve mantık dışı olmaktadır. Tesadüflerin balıklara
suda rahat hareket etmelerini, hız kazanmalarını sağlayacak sistemleri
kazandırmış olmaları imkansızdır.Balıklardaki bu özellik bize Allah’ın
ne denli sınırsız bir ilim sahibi olduğunu gösteren delillerden biridir.
Allah sonsuz akıl sahibi olan, her türlü yaratmayı bilendir.
|