|
SOMON BALIKLARINDAKİ ŞAŞIRTICI YÖN TAYİN SİSTEMİ
Göç
eden canlılar içinde en bilinenlerinden bir tanesi de somon balıklarıdır.
Somonlar çoğunlukla yaz sonu veya sonbaharda, akarsularda yumurtlarlar.
Kuluçka devresi suyun sıcaklığına göre 60 ile 200 gün arasında değişir.
Yavrular kışın sonunda yumurtalardan çıkarlar. Pembe somon balıkları
hemen hemen yumurtadan çıkar çıkmaz denize doğru göç etmeye başlar;
köpek somonları birkaç hafta beslendikten sonra, kral ve Atlantik somonları
ise akarsularda 1 ile 3 yıl arasında değişen gelişim sürelerini tamamladıktan
sonra denizlere açılırlar.Genç somon balıkları hayatlarının ilk göçlerinde
içinde bulundukları ırmakta akıntı boyunca ilerler; denize doğru yaptıkları
bu yolculukta çağlayanlar, kirli sular ve kendilerini avlamak isteyen
büyük balıklar gibi türlü tehlikelerle karşı karşıya gelirler. Bunları
atlatıp denize ulaşanlar göçlerini tamamlamış olurlar. Denizlerde birkaç
yıl geçirdikten sonra iyice gelişip üreme olgunluğuna erişenler hayret
verici yeni bir göçe başlar.
Somon Balığının İnanılmaz Yolculuğu
Başlıyor
Somonun
dönüş yolculuğu sonunda varmak istediği hedef, yumurtadan çıktığı başka
bir deyişle dünyaya geldiği yerdir. Bunun nedeni de balıkların yumurtlamak
için seçtikleri yerin doğdukları ırmak yatağı olmasıdır. Atlantik somonları
söz konusu göçü her sene yinelerken, diğerleri ömürleri boyunca sadece
bir kere göç ederler.Bu yolculukta, akıllara durgunluk veren ilk gerçek
balığın yol alması gereken mesafenin uzunluğudur. Açık denizlerde seyreden
somonların amaçlarına ulaşmaları için binlerce kilometre yüzmeleri gerekmektedir.
Örneğin, bir köpek somon balığı sonbahardaki yumurtlama döneminde, Yukon
Nehri boyunca 3200 kilometreden fazla yüzer. Bir kırmızı somon 1600
kilometreden daha fazla yol kateder. Dikkat çeken bir diğer nokta somonların
yaptıkları ideal zamanlamadır. Bu sayede uzun yolculuklarını tam yumurtlama
dönemlerine denk getirecek şekilde planlarlar. Örnek olarak, bir Atlantik
somonu günde ortalama 6-7 kilometre yüzerek gideceği yere ulaşır; ilkbaharın
sonunda başladığı göçünü sonbahar aylarının sonunda tamamlar.
Balığın
çözmesi gereken ilk önemli sorun, gençlik dönemindeki yolculuğunda içinde
gezindiği akarsuyun denize dökülen ağzını bulmaktır. Çünkü dönüş yolculuğunda
izleyeceği rotayı ona göre belirleyecektir. Hiçbir somon bu konuda hataya
düşmez. Kendisinin bir zamanlar denize açıldığı ırmağın ağzını tek bir
denemede kolaylıkla bulur. Üstelik bunu harita veya pusula gibi yön
bulmasına yardımcı olacak araçlar kullanmadan gerçekleştirir.Akarsuya
giren somon büyük bir kararlılıkla akıntıya karşı yüzmeye başlar. Bundan
sonraki işi ilk yolculuğuna kıyasla çok daha zordur. Somon balığı hedefine
ulaşmak için ırmağın kuvvetli akıntısıyla mücadele eder; su yüzeyinden
yaklaşık 4 metre kadar yükseğe sıçrayarak şelale ve çağlayanları aşar.
Yolculuk sırasında, üst yüzgecinin su dışında kalmasına neden olacak
kadar sığ sulardan geçer. Bu sığ sularda, kendilerini avlamak için bekleyen
kuşlar, ayılar ve bir sürü yabani hayvanın tehditleriyle karşılaşır.Nehir
boyunca ilerleyen somonun rotasını tespit ederken bazı önemli kararlar
alması da gerekir. Karanın oldukça içlerinde, bir ırmağın herhangi bir
kolunda dünyaya gelen balık aynı yere ulaşabilmek için nehrin her iki
kola ayrılışında doğru tarafa yönelmek zorundadır. Somonlar hayatlarında
sadece bir defa geçtikleri yolları şaşırmadan bulur; her defasında kendilerini
doğdukları yere götürecek nehir koluna saparlar.Üstesinden gelinmesi
gereken güçlükler bu kadarla da sınırlı değildir. Balık, yolculuğu boyunca
olağanüstü çaba gösterir, fakat beklenilenin aksine herhangi bir gıda
almaz. Yorucu göçü sırasında kendisine gerekecek enerjiyi önceden hatasız
bir şekilde hesaplamış ve yakıtını yolculuk öncesinde vücudunda depolamıştır.Deniz
ve akarsuların tuz oranı, su sıcaklığı gibi birbirinden farklı özelliklerinin
de göz önünde bulundurulması gerekir. Bu noktada karşılaştığımız gerçek
şudur: Somonlar bu iki ortama da kusursuz uyum sağlayacak donanıma sahiptirler.Tüm
olumsuzluklara ve zorluklara rağmen somon balıkları inanılması güç yolculuklarını
başarıyla tamamlar; doğdukları ortamlarda yumurtalarını bırakırlar.
Somon nesli de milyonlarca senedir süregelen bu muazzam yolculukla devam
eder. Somon balıklarının başarılarının büyüklüğü kıyaslarla daha da
iyi anlaşılabilir. Örneğin, bir insanın yardım almadan ve yön gösteren
bir araç kullanmadan, belirli bir zaman içinde, binlerce kilometrelik
mesafeden doğduğu eve sadece bir kere geçtiği engebeli yollardan hatasız
bir şekilde geri dönmesi oldukça az bir ihtimaldir. Ancak somonlar insanlar
için imkansız olan bu ihtimali doğar doğmaz başaracak kabiliyette yaratılmışlardır.
Allah’ın somon balıklarında yarattığı özel tasarımlar sayesinde bu canlılar
binlerce kilometrelik yolu rahatlıkla kat etmektedirler.
Koku Alma Mekanizması
Somon balıklarının bu müthiş yolculuğu nasıl gerçekleştirdiğini
anlamak amacıyla Amerika’daki Wisconsin Lake Laboratuvarlarında çeşitli
araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar somonların yönlerini belirlerken
koku alma duyularını kullandıklarını ortaya çıkarmıştır.Somonların iki
delikli bir burnu vardır. Su bir delikten girer, diğer delikten çıkar.
Bu delikler balığın soluk almasıyla eş zamanlı olarak açılıp kapanacak
şekilde tasarlanmıştır. Herhangi bir kokulu madde ihtiva eden su buruna
girdiğinde, balığın burnundaki alıcılar kimyasal olarak uyarılır. Bu
kimyasal uyarı bir enzim reaksiyonuyla elektrik sinyallerine dönüştürülür
ve merkezi sinir sistemine ulaştırılır. Karada yaşayan omurgalı bir
canlıda, koku moleküllerinin burundaki mukus tabakada çözülmesiyle koku
alma gerçekleşir. Buna karşın balıklarda çözünme gibi bir aşama söz
konusu değildir. Çünkü koku zaten suyun içindedir ve çözünür haldedir.
Somon balıkları da sahip oldukları bu avantajı değerlendirir; adeta
koku alma hissi çok gelişmiş av köpekleri gibi kokuyu kaynağına kadar
takip edebilirler.Wisconsin Lake Laboratuvarlarında ilk olarak, balıkların
çeşitli kokular arasındaki farklılıkları ne düzeyde algılayabildikleri
sorusuna cevap aranmıştır. Bu amaçla özel kanalları olan bir akvaryum
tasarlanmış ve her kanala farklı bir bitkinin kokusu şırınga edilmiştir.
Deneyde sadece belirli bir kanalı kullanan balıklar ödüllendirilmiş,
diğer kanalları kullanan balıklar ise elektrik şokuyla cezalandırılmışlardır.
İşlemler 14 ayrı koku kullanılarak tekrarlanmıştır. Deney sonucunda
balıkların kısa bir öğrenim sürecinin ardından, her defasında ödüllü
kokuyu diğerlerinden ayırabildikleri görülmüştür.
Önemli diğer bir bulgu da üzerinde deney yapılan yavru balıkların 3
yıl sonra bile doğru kokuyu hatasız tespit etmeleri olmuştur.Bilim adamları
araştırmanın sonuçlarına dayanarak balıkların insanla kıyaslanamayacak
kadar güçlü bir koku alma duyusuna sahip oldukları kanaatine varırlar
ve şöyle bir hipotez geliştirirler: “Her akıntının kendine has bir kokusu
vardır. Genç somon denize doğru yaptığı ilk yolculuğu sırasında kokuları
tek tek hafızasına almaktadır. Dönüş yolculuğunda da hafızasındaki kokuların
yardımıyla doğduğu yeri bulmaktadır.” Animal Engineering, Readings from
Scientific American with Introductions by Donald Griffin, The Rockefeller
Unıversity W. H. Freeman Com., San Francisco, ss.52-55.
Peki gerçekten her akıntının kendine özgü bir kokusu
var mıdır? Bunu anlamak için yukarıdaki deney iki ayrı ırmağın suyuyla
tekrarlandığında, balıkların bunları ayırt edebildikleri görülmüştür.
Koku duyuları hasara uğratılmış somonlar ise deneylerde başarısız olmuşlardır.Bunların
ardından araştırmalar bir adım ileri götürülerek balıkların doğal ortamlarında
sürdürülmüştür. Washington’daki Issaquah Nehri’nde, özel olarak burunları
tıkanmış balıklar gözlem altına alınmıştır. Bu deneyde de koku alma
duyularından yoksun bırakılan somonların şaşırdıkları ve yollarını bulamadıkları
görülmüştür.Bugüne kadar yapılan araştırmaların sonuçları bir gerçeğe
işaret etmektedir: Somon balıklarının koku duyusu insanı hayrete düşürecek
bir hassasiyettedir. Bu canlılardaki üstün koku alma sisteminin de yön
tespitinde önemli bir rol oynadığı açıktır.
Somonlardaki Bilinmeyen Sistemler
Somonlar üzerinde yapılan bazı araştırmaların ortaya koyduğu gerçekler
oldukça düşündürücüdür. Söz konusu sonuçlara göre bu balıklar, yönlerini
tayin ederlerken kokuyla birlikte başka sistemler de kullanmaktadır.Horsefly
Nehri’nde düzenlenen bir deneyde, nehrin bir kolunda doğan somon yavruları
doğdukları yerden alınmış; daha sonra oldukça uzaktaki nehrin ana koluna
götürülerek suya bırakılmışlardır. Araştırmacılar balıkları özel kaplar
içinde kara yoluyla taşımışlardır. Yapılan gözlemlerde, yavruların denize
açıldıktan tam üç yıl sonra doğdukları nehir yatağına geri döndükleri
kaydedilmiştir. Bu sonuç araştırmacıları hayrete düşürmüştür. Kara yoluyla
taşınan balıklar, koku arşivlerindeki eksik verilere rağmen nasıl olmuş
da dünyaya geldikleri noktaya geri dönebilmiştir? Bu ve benzeri sorular
günümüzün bilim dünyası için muamma niteliğini korumaktadır.Somonların
göç yolculuğu ve muhteşem yön bulma mekanizmaları Darwinizm’i açmaza
sokan gerçeklerden biridir. Balıkların davranışları karşısında çaresizliğe
düşen evrimciler “içgüdü” kelimesinin arkasına sığınmaktadır. Bu içgüdünün
anlamı ve mahiyeti belirsizdir. Üstelik evrimin temel iddiasına taban
tabana zıttır. Eğer tüm canlılar evrimin ileri sürdüğü gibi bencil bir
yaşam mücadelesi içindeyseler, somonlar neden hayatları pahasına binlerce
kilometrelik zorlu bir yolculuğa kalkışıyorlar? Niçin kendilerine hiçbir
çıkar sağlamayan bir göç yapıyorlar? Niye denizlerdeki zengin beslenme
kaynaklarını terk ediyorlar? Yumurtalarını neden denize veya akarsuların
başına değil de denizden binlerce kilometre içerideki nehir kollarına
bırakıyorlar? Nasıl yönlerini kaybetmeden hedeflerine ulaşabiliyorlar?
İdeal zamanlamayı nasıl yapabiliyorlar?Bu soruların cevapları ve somon
balıklarından almamız gereken dersler açıktır. Allah’ın yarattığı kusursuz
ekolojik denge içerisinde her detay incelikle planlanmıştır. Atomlardan
galaksilere, bir yaprağın düşüşünden gezegenlerin hareketlerine kadar
herşey kusursuz bir şekilde düzenlenmiştir. Her canlı mükemmel sistemlerle
donatılmıştır ve üzerine sorumluluğunu Allah’ın ilhamı ile eksiksiz
yerine getirmektedir. Somonlar da diğer tüm canlılar gibi Allah’tan
aldıkları ilhamla hareket etmekte ve O’nun yaratışındaki ihtişamı gözler
önüne sermektedir. Allah bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
"… O'nun, alnından yakalayıp denetlemediği hiçbir canlı yoktur.
Muhakkak benim Rabbim doğrdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı
korumaktadır.)" (Hud Suresi, 56)
|